09TNK-Karısını Aşağıladı… Ama Babasının Kim Olduğunu Görünce Dizlerinin Bağı Çözüldü!

Demir Bey’in bakışları Kerem’in üzerinde donup kaldı. Salondaki sessizlik öylesine ağırdı ki, yere düşen bir su damlasının sesi bile duyulabilirdi. Elif hâlâ babasının kollarında titriyordu. Demir Bey kızının saçlarından süzülen suyu, krem elbisesine yapışmış yemek lekelerini ve yerde paramparça olmuş tabağı gördükçe yüzü daha da sertleşti. Kerem dudaklarını güçlükle araladı. “Başkanım… ben açıklayabilirim.” Demir Bey yavaşça ayağa kalktı, ceketini düzeltti ve kızını arkasına aldı. “Bana açıklama yapma, Kerem. Önce karına bak ve ne hale getirdiğini gör.” Kerem gözlerini Elif’e çevirdi ama onun bakışlarında artık yalvaran bir eş değil, kırılmış fakat uyanmış bir kadın vardı. Elif gözyaşlarını silip kısık bir sesle, “Baba, ben bugün sadece evliliğimi değil, onun gerçek yüzünü de gördüm,” dedi. Demir Bey tek kelimeyle cevap verdi: “O zaman bu gece herkes gerçeğin bedelini ödeyecek.”
Selin bir anda paniğe kapıldı ve çantasını almak için geri çekildi. “Ben bu aile meselesine karışmak istemiyorum,” diyerek kapıya yöneldi. Elif ilk kez dimdik ayağa kalktı. “Az önce yerdeyken benimle alay ediyordun. Şimdi neden kaçıyorsun, Selin?” Selin durdu ama dönmeye cesaret edemedi. Demir Bey bodyguardlardan birine baktı. Adam sessizce kapının önüne geçti. “Kimse kaçmıyor,” dedi Demir Bey. “Çünkü mesele sadece ihanet değil.” Kerem’in alnında ter damlaları belirdi. Demir Bey yemek masasının üzerindeki sözleşmeleri eline aldı ve sayfaları tek tek çevirdi. “Bu belgeleri tanıyor musun?” Kerem’in sesi titredi. “Şirketin yeni yatırım sözleşmeleri…” Demir Bey soğukça gülümsedi. “Hayır. Bunlar senin kariyerini kurtaracağını sandığın sözleşmeler. Fakat imza yetkisi bende.” Kerem’in dizleri adeta boşaldı. Elif babasına şaşkınlıkla baktı. Demir Bey ona dönerek, “Senden bunu yıllarca sakladım, çünkü insanların seni soyadın için değil, kendin olduğun için sevmesini istedim,” dedi.
Kerem birden Elif’e doğru ilerledi. “Elif, ne olur beni dinle. Sinirliydim. Söylediklerimi kastetmedim.” Elif geriye bir adım attı. “Hangisini kastetmedin, Kerem? Bana hiçbir zaman yetmediğimi söylediğini mi? Yerde kalmam gerektiğini mi? Yoksa başka bir kadınla kendi evimizde yakalanmanı mı?” Kerem sustu. Selin araya girmeye çalıştı. “Kerem bana evliliğinizin zaten bittiğini söyledi.” Elif ona acı bir tebessümle baktı. “Demek sana da yalan söylemiş.” Selin’in yüzü değişti. Kerem öfkeyle, “Selin, sus!” diye bağırdı. Demir Bey’in sesi salonu kesti: “Kızıma bağırdığın yetmedi, şimdi burada başkasını da susturmaya mı çalışıyorsun?” Ardından telefonunu çıkarıp tek bir arama yaptı. “Yönetim kurulunu bağlayın. Kerem Yalçın’ın tüm imza yetkilerini bu gece itibarıyla askıya alın.” Kerem korkuyla atıldı. “Başkanım, lütfen! Bu benim kariyerim!” Demir Bey cevap verdi: “Sen kariyerini bugün değil, karakterini kaybettiğin gün bitirdin.”
Kerem bu kez gururunu tamamen bırakıp Elif’in önünde diz çöktü. “Elif, hata yaptım. Sana yalvarıyorum, beni affet. Her şeyi düzeltirim.” Birkaç dakika önce yerde kalmasını emrettiği kadının karşısında şimdi kendisi diz çökmüştü. Elif ona uzun süre baktı. Gözlerinde hâlâ acı vardı ama artık korku yoktu. “Ne kadar garip, Kerem,” dedi. “Az önce bana yakışan tek yerin yer olduğunu söylemiştin. Şimdi orada duran sensin.” Selin şaşkınlıkla Kerem’e baktı. “Bana şirketin gelecekte senin olacağını söylemiştin!” Kerem sertçe, “Kes sesini!” dedi. Selin kahkahayla karışık bir öfkeyle cevap verdi: “Demek beni de kullandın.” Elif başını iki yana salladı. “İkiniz de birbirinizi hak ediyorsunuz. Ben ise artık bu oyunun parçası değilim.” Kerem onun elini tutmaya çalışınca Elif hızla geri çekildi. “Bana dokunma. Bu gece senden kurtarılmaya değil, senden kurtulmaya karar verdim.”
Demir Bey kızının omzuna elini koydu. “Karar senin, Elif. İstersen şimdi buradan gideriz, istersen burada söylemek istediğin son sözü söylersin.” Elif birkaç saniye sustu. Sonra parmağındaki alyansı çıkardı. Kerem nefesini tuttu. Elif yüzüğe baktı ve onu masanın üzerine bıraktı. “Ben bu yüzüğü sevginin sembolü sanıyordum. Meğer sadece sabrımın zinciriymiş.” Kerem çaresizce, “Boşanmak mı istiyorsun?” diye sordu. Elif başını kaldırdı. “Hayır, Kerem. Ben özgürlüğümü istiyorum. Boşanma onun yalnızca resmi adı olacak.” Selin kapının yanında sessizce ağlamaya başlamıştı. Demir Bey ona dönüp, “Sen de gitmeden önce şunu bil. Kızımı aşağılayan hiç kimse onun üzerinden güç kazanamaz,” dedi. Selin titreyerek, “Ben onun kim olduğunu bilmiyordum,” diye fısıldadı. Elif sakin bir sesle karşılık verdi: “Benim kim olduğumu bilmek zorunda değildin. Bana insan gibi davranman yeterdi.”
Bir süre sonra Demir Bey’in avukatı ve şirketin güvenlik müdürü penthouse’a geldi. Kerem’in telefonuna ardı ardına bildirimler düşmeye başladı; toplantıları iptal edilmiş, yetkileri kaldırılmış, şirket kartları bloke edilmişti. Kerem ekranına bakıp dehşetle, “Her şeyimi aldınız,” dedi. Demir Bey başını salladı. “Hayır. Sana ait olmayan ayrıcalıkları geri aldım.” Elif babasının yanında duruyordu. Demir Bey devam etti: “Maaşınla, emeğinle ve yeteneğinle kazandığın hiçbir şeye dokunmayacağım. Ama kızımı ezerek, aile bağlarını kullanarak veya yalan söyleyerek elde etmeye çalıştığın hiçbir güç sende kalmayacak.” Kerem’in gözleri doldu. “Bana ikinci bir şans verin.” Elif cevap verdi: “İkinci şansı benden defalarca aldın. Ben sadece farkında değildim.” Avukat belgeleri Elif’e uzattı. Elif kalemi eline aldı ve babasına baktı. “Baba, yarın boşanma sürecini başlatıyoruz.” Demir Bey başını eğerek, “Sen ne zaman hazırsan,” dedi. Elif imzayı attı: “Ben zaten hazırım.”
Gece sona ererken Elif babasıyla birlikte penthouse’dan çıktı. Asansör kapısı kapanmadan önce son kez arkasına baktı. Kerem darmadağın salonun ortasında yalnız kalmıştı; Selin çoktan gitmiş, yerdeki yemekler soğumuş, bir zamanlar gurur duyduğu lüks ev şimdi bomboş görünmeye başlamıştı. Kerem titrek bir sesle, “Elif… seni gerçekten kaybettim mi?” diye sordu. Elif kapının arasından ona baktı. “Beni bugün kaybetmedin, Kerem. Bana değersiz hissettirdiğin her gün biraz daha kaybettin. Bugün sadece ben bunu sonunda kabul ettim.” Asansör kapıları kapandı. Aylar sonra Elif, babasının şirketinde kendi soyadını kullanmadan kurduğu sosyal sorumluluk vakfının başına geçti; ihanete uğrayan ve ekonomik şiddet gören kadınlara destek olmaya başladı. Bir açılış gecesinde Demir Bey kızına gururla, “Şimdi mutlu musun?” diye sordu. Elif İstanbul ışıklarına bakıp gülümsedi. “Mutluyum, baba. Çünkü artık kim olduğumu bir erkeğin sevgisiyle ölçmüyorum.” Demir Bey onu kucakladı. Elif son kez fısıldadı: “Bazen insanın hayatı, yere düştüğü anda değil… ayağa kalkmaya karar verdiği anda değişiyor.”
Comments (0)
Loading comments...
May You Like

060tnk-Doğum Sancıları Başladı… Ama Kocası Onu Evde Kilitleyip Gitti!


















