Logo

064tnk-yınvalidesi Hamile Gelinine Bunu Yaptı… Oğlu Eve Dönünce Her Şey Değişti

Article image

Kerem’in sert bakışları karşısında Nermin birkaç adım gerilemek zorunda kaldı. Elif ise yerde kıvranıyor, iki eliyle karnını sıkıca tutuyordu. Münevver hiç vakit kaybetmeden yanına diz çöktü.

Kerem korkuyla eğildi.

“Elif… Beni duyabiliyor musun?”

Elif gözyaşlarını silmeye bile fırsat bulamadan başını hafifçe salladı.

“Duyuyorum… Benim için endişelenme. Ama içtiğim o şeyden korkuyorum.”

Kerem’in öfkesi bir anda yerini büyük bir korkuya bıraktı. Telefonunu çıkarırken elleri titriyordu.

“Hemen ambulans gönderin! Çok acil!”

Telefonu kapattıktan sonra doğrudan annesine döndü.

“Bana o bardağın içinde ne olduğunu söyle!”

Nermin tek kelime etmedi. Bakışlarını yere çevirmiş, kırılan cam parçalarına bakıyordu.

Tam o sırada Münevver ayağa kalktı.

“Ben gördüm,” dedi.

Kerem ona döndü.

“Neyi gördün?”

“Nermin Hanım çekmeceden küçük bir ilaç şişesi çıkardı. Sonra içeceğin içine birkaç damla döktü.”

Kerem’in yüzü gerildi.

Hiçbir şey söylemeden çalışma masasının yanına gitti. Çekmeceyi açtığında Münevver’in tarif ettiği küçük şişeyi buldu.

Şişeyi eline aldı.

Etiketi okuduğu anda yüzündeki kan çekildi.

Başını kaldırıp annesine baktı.

“Anne… Bunu neden yaptın?”

Nermin’in yıllardır taşıdığı kendinden emin tavır çökmüştü.

“Onu öldürmek gibi bir niyetim yoktu,” diye konuştu titreyen sesiyle. “Sadece biraz korkmasını istedim. Bazı belgeleri imzalayıp senden uzaklaşsın istedim.”

Kerem’in kaşları çatıldı.

“Başka?”

Nermin gözlerini kapattı.

“Çocuğun seni tamamen ona bağlamasını istemedim.”

Kerem birkaç saniye boyunca annesine inanamayarak baktı.

“Sen… kendi oğlunun ailesini dağıtmaya kalktın.”

Sonra yerde duran evrakları fark etti.

Belgeleri tek tek eline aldı. İlk sayfayı okuduğunda öfkesi yeniden alevlendi.

Elif’in evlilikten doğan haklarından vazgeçmesini sağlayacak maddeler hazırlanmıştı. Aile şirketindeki paylarıyla ilgili de benzer hükümler vardı. Dahası, Elif’in adına düzenlenmiş ve onun haberi olmadan doldurulmuş sahte ifadeler bulunuyordu.

Kerem belgeleri havaya kaldırdı.

“Bunları kim hazırladı?”

Nermin cevap vermedi.

Kerem evrakları masanın üzerine sertçe bıraktı.

“Yeter artık. Bu geceden sonra hiçbir şeyi gizleyemezsin. Kim yaptıysa, nasıl yaptıysa, hepsini anlatacaksın.”

Kısa süre sonra ambulans konağın önünde durdu.

Sağlık görevlileri içeri girerken Kerem, Elif’in elini bir an olsun bırakmadı.

Doktorlar onu dikkatlice sedyeye yerleştirdi.

Elif gözlerini Kerem’e çevirdi.

“Bebeğimiz…”

Kerem eğilip alnından öptü.

“Ben buradayım. İkinizin de yanındayım.”

Ambulans hastaneye doğru ilerlerken Kerem’in aklında yalnızca Elif ve bebeği vardı.

Hastanede yapılan muayeneler uzun sürdü. Kerem koridorda saatlerce bekledi.

Nihayet doktor dışarı çıktı.

“İçtiği maddenin miktarı düşük olduğu için ciddi bir zehirlenme tablosu oluşmamış. Şimdilik bebeğin durumu da stabil.”

Kerem derin bir nefes aldı.

Sanki saatlerdir ilk kez ciğerlerine hava dolmuştu.

Elif’in yanına girdiğinde genç kadının gözlerinden sessizce yaşlar akıyordu.

Kerem yatağın kenarına oturup elini tuttu.

“Seni koruyamadım.”

Elif başını yavaşça iki yana salladı.

“Bunu sen yapmadın.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Elif onun gözlerinin içine baktı.

“Ama bundan sonra kimsenin yaptıklarını gizleme.”

Bu söz Kerem’in kararını kesinleştirdi.

Sabah olduğunda konağa geri dönmek yerine avukatını aradı. Ardından güvenlik ekibini çağırdı.

Münevver yaşananları baştan sona anlattı. İlaç şişesi teslim edildi. Belgeler korumaya alındı. Konağın güvenlik kameralarındaki görüntüler de incelemeye gönderildi.

Kayıtlar incelendiğinde olayın bütün ayrıntıları ortaya çıktı.

Nermin’in ilaç şişesini hazırladığı, Elif’i evrakları imzalamaya zorladığı ve tartışma sırasında tekerlekli sandalyeyi öfkeyle tekmeleyerek devirdiği açıkça görülüyordu.

Kerem görüntüleri sessizce izledi.

Son görüntü bittiğinde ekrana birkaç saniye daha baktı.

Ardından hiçbir şey söylemeden cihazı kapattı.

Nermin daha sonra hastaneye geldi.

Koridorda Kerem’in karşısına çıktığında oğluna yaklaşmaya çalıştı.

“Elif’le konuşmak istiyorum.”

Kerem önünden çekilmedi.

Sesi sakindi ama kararlıydı.

“Artık onun senden korkmasına izin vermeyeceğim.”

Nermin’in gözleri doldu.

“Ben senin annenim.”

Kerem’in cevabı gecikmedi.

“Anne olman, eşime ve henüz doğmamış çocuğuma zarar verme hakkı vermiyor.”

Bir an durdu.

“Bundan sonra ne olacağına ben karar vermeyeceğim. Hukuk karar verecek.”

Nermin o anda sahip olduğu her şeyin aslında onu korumaya yetmediğini fark etti.

Yıllardır insanların karşısında çekindiği soyadı, serveti ve nüfuzu artık hiçbir işe yaramıyordu.

Başını öne eğdi ve hastaneden sessizce ayrıldı.

Aradan haftalar geçti.

Elif konağa dönmek istemedi.

Kerem de onun kararını destekledi.

İkisi birlikte daha sakin ve güvenli bir eve taşındılar. Münevver de onlarla birlikte yaşamaya devam etti. Artık yalnızca evin çalışanı değildi; yaşanan bütün bu süreçte gösterdiği sadakat nedeniyle ailenin güvendiği biriydi.

Aylar sonra beklenen gün geldi.

Elif sağlıklı bir kız çocuğu dünyaya getirdi.

Kerem bebeğini ilk kez kucağına aldığında gözleri doldu.

Minik kızına uzun süre baktı.

Elif yorgun ama mutlu bir gülümsemeyle ona seslendi:

“Adı Defne olsun.”

Kerem başını onaylarcasına salladı.

Kızını dikkatlice annesinin yanına bıraktı.

Elif bebeğini kucağına aldığında ikisinin de gözleri doldu.

O gece yaşananlar onları ayırmak yerine, birbirlerine ne kadar sıkı bağlandıklarını göstermişti.

Nermin ise yaptığı seçimlerin hukuki sonuçlarıyla karşı karşıya kaldı.

Yıllarca sahip olduğu güç ve ayrıcalıkların hiçbirini artık kullanamıyordu.

Fakat onun için en ağır sonuç, mahkeme kararından bile farklıydı.

Kendi oğlunun gözlerinde bir zamanlar bulunan güven tamamen kaybolmuştu.

Ve Nermin, bunu geri kazanamayacağını ilk kez gerçekten anlamıştı.

Comments (0)

Loading comments...

N01TK Nermin Onu Kapı Dışarı Etmek İstedi… Ama Malikânenin Sahibi Kimdi?
Nermin birkaç saniye konuşamadı. Elindeki kristal bardak titrerken davetliler şaşkınlıkla Elif’e bakıyordu. Elif ise Emir’in elini sımsıkı tutarak dimdik duruyordu. Yaşlı kadın nihayet kendini toparlayıp öfkeyle, “Bu imkânsız! Sen burada sadece çalışan birisin!” dedi. Fakat sesi artık eskisi kadar güçlü ve buyurgan değildi. Etkinlik müdürü hemen öne çıktı. “Hayır, Nermin Hanım. Bu malikânenin ve organizasyon şirketinin gerçek sahibi Elif Hanım’dır.” Bahçede derin bir sessizlik oluştu. Nermin’in yüzündeki renk tamamen çekildi. Birkaç dakika önce küçümsediği kadının karşısında şimdi herkes saygıyla duruyor, yöneticiler Elif’ten gelecek talimatı bekliyordu. Emir annesinin eline daha sıkı sarıldı. Elif diz çökerek oğlunun gözyaşlarını sildi. “Korkma yavrum. Artık kimse seni burada üzmeyecek,” diye fısıldadı. Sonra ayağa kalkıp Nermin’e döndü. “Beni aşağılamanız önemli değildi. Ama oğlumu ağlatırken bile durmadınız. İşte bunu asla unutmayacağım,” dedi sakinlikle. Nermin gururunu kurtarmaya çalışarak, “Ben senin kim olduğunu bilmiyordum,” diye mırıldandı. Elif başını hafifçe salladı. “İnsanların değeri unvanları öğrenilince değişmez.” Bu söz davetliler arasında yankılandı. Az önce sessizce izleyen bazı konuklar başlarını utançla eğdi. Çünkü çoğu, Nermin’in Elif’i küçük düşürmesine göz yummuştu. Elif etkinlik müdürüne dönerek, “Kapıları açabilirsiniz. Kimse zorla burada tutulmayacak,” dedi. Ardından çalışanlara bakıp gecenin kalanında herkesin ücretlerinin eksiksiz ödenmesini emretti. Nermin şaşkınlıkla, “Beni gerçekten kendi davetimden mi çıkarıyorsun?” diye sordu. Elif soğukkanlılıkla cevap verdi: “Hayır. Size sadece başkalarına yaşattığınız duyguyu hatırlatıyorum.” Tam o sırada şirketin hukuk danışmanı bahçeye geldi ve Elif’e bir dosya uzattı. Nermin, belgelerin üzerinde kendi imzasını görünce ne olduğunu hemen anladı. Belgeler, Nermin’in aylardır şirket kaynaklarını kişisel davetleri için kullandığını gösteriyordu. Elif gerçeği önceden öğrenmiş, fakat aile içinde büyük bir skandal çıkmaması için susmuştu. “Elif, lütfen,” dedi Nermin, ilk kez gerçekten korkmuş görünerek. “Bunu herkesin önünde yapma.” Elif’in bakışları sertleşti. “Ben de sizden aynı şeyi istemiştim.” Konukların arasından hafif uğultular yükseldi. Nermin başını eğdi. Birkaç dakika önce Elif’in yalvarışına gülen kadın, şimdi aynı insanların bakışlarından kaçacak yer arıyordu. Elif belgeleri kapattı. “Sizi küçük düşürmeyeceğim. Ama bugünden itibaren şirket hesaplarına, çalışanlara ve bu malikâneye müdahale etme yetkiniz tamamen kaldırıldı,” dedi. Nermin’in gözleri doldu. “Beni aileden de mi çıkaracaksın?” Elif kısa süre sustu. “Hayır. Ama aile olmak, birini ezme hakkını size hiçbir zaman vermedi.” Bu cevap Nermin’i daha da sarstı. Yavaşça Emir’e baktı. Küçük çocuk hâlâ annesinin arkasında duruyordu ve onunla göz göze gelmekten çekiniyordu. Nermin titreyen sesiyle, “Emir… seni korkuttuğum için üzgünüm,” dedi. Çocuk cevap vermedi. Elif onun omzuna dokundu ve özrün kabul edilip edilmemesinin Emir’e ait olduğunu söyledi. Nermin hiçbir şey söylemeden kapıya doğru yürüdü. Bu kez kimse yolunu açmak için telaşlanmadı. Gücünü korkudan alan kadın, sessizlik içinde malikâneden ayrıldı. Elif oğlunu kucağına aldı. Emir sonunda küçük bir gülümsemeyle annesine sarıldı. Boğaz’ın ışıkları arkalarında parıldarken Elif, gerçek gücün insanları ezmek değil korumak olduğunu anlamıştı.