Logo

035tnk-“Bu Araba Senin Değil mi?” Dedi… O Anda Gülüşleri Dondu

Article image

Dion’un yüzündeki kibir bir anda silindi. Raka’nın sakin bakışları altında geri çekildi. “Ne demek istiyorsun?” diye sordu, sesi artık eskisi kadar güçlü değildi.

Raka elini kaputtan çekmeden hafifçe gülümsedi. “Az önce bana ömür boyu ödeyemeyeceğimden bahsediyordun. Şimdi neden bu kadar sessizsin?”

Celine şaşkınlıkla Dion’a döndü. “Dion, bu araba gerçekten senin değil mi?” Dion cevap vermedi. Alnında ilk kez soğuk terler belirdi.

Tam o sırada üniversitenin güvenlik müdürü hızla avluya geldi. Dion rahatlamış gibi bağırdı: “Şunu hemen buradan atın!”

Ancak müdür Dion’un yanından geçip doğrudan Raka’nın önünde durdu. Saygıyla başını eğdi. “Bay Raka, yaşananlar için özür dileriz.”

Celine’in ağzı açık kaldı. Dion öfkeyle müdürün kolunu tuttu. “Sen ne yapıyorsun? Bu adamın kim olduğunu biliyor musun?”

Müdür sertçe elini kurtardı. “Asıl soru şu: Sen onun kim olduğunu gerçekten biliyor musun?” Avludaki öğrenciler tamamen sessizleşti.

Raka sonunda elini arabadan çekti. “Dion, insanları kıyafetlerine bakarak küçümsemek kolaydır. Ama bugün yanlış kişiyi seçtin.”

Dion hâlâ direnmeye çalıştı. “Para mı? Ailen mi güçlü? Beni bununla korkutamazsın!” Celine ise birkaç adım ondan uzaklaştı.

Raka sakin bir sesle cevap verdi: “Mesele para değil. Mesele, başkasına ait bir şeyi kendininmiş gibi gösterip insanları aşağılaman.”

Celine’in yüzü bembeyaz oldu. “Dion… bana bu arabayı geçen hafta satın aldığını söylemiştin.” Çevredeki öğrenciler fısıldaşmaya başladı.

Dion öfkeyle bağırdı: “Kes sesini!” Fakat artık kimse ondan korkmuyordu. Az önceki gösterişli tavırlarının yerini açık bir panik almıştı.

Güvenlik müdürü cebinden telefonunu çıkardı. “Kamera kayıtlarında Bay Raka’yı ittiğiniz açıkça görünüyor. Üniversite yönetimi de görüntüleri izledi.”

Dion’un gözleri büyüdü. “Bir itme yüzünden beni mi suçlayacaksınız?” Raka başını salladı. “Hayır. Seni kendi davranışların mahvedecek.”

Celine çantasını sıkıca tuttu. “Beni de kandırdın mı?” Dion ona döndü. “Şimdi bunun sırası değil!” Celine soğukça cevap verdi: “Tam da sırası.”

Raka’nın telefonu çaldı. Kısa konuşmanın ardından güvenlik müdürüne baktı. “Gerekli işlemleri başlatın. Ama kimse ona ayrıcalık tanımasın.”

Dion ilk kez yalvarır gibi konuştu. “Raka, bekle. Yanlış anladın. Sadece şaka yapıyordum.” Raka’nın yüzündeki gülümseme tamamen kayboldu.

“Birini itmek şaka değildir. Yoksul sandığın bir insanı aşağılamak da şaka değildir. Şimdi söylediklerinin sorumluluğunu taşıyacaksın.”

Celine Dion’un yanından uzaklaşıp Raka’ya baktı. “Sana güldüğüm için özür dilerim.” Raka yalnızca, “Özrünü davranışlarınla göster,” dedi.

Raka arabaya son kez baktı ve yürüyüp gitti. Arkasında Dion sessizce kalırken öğrenciler artık ona değil, maskesi düşen kibirli adama bakıyordu.

Comments (0)

Loading comments...

N01TK Nermin Onu Kapı Dışarı Etmek İstedi… Ama Malikânenin Sahibi Kimdi?
Nermin birkaç saniye konuşamadı. Elindeki kristal bardak titrerken davetliler şaşkınlıkla Elif’e bakıyordu. Elif ise Emir’in elini sımsıkı tutarak dimdik duruyordu. Yaşlı kadın nihayet kendini toparlayıp öfkeyle, “Bu imkânsız! Sen burada sadece çalışan birisin!” dedi. Fakat sesi artık eskisi kadar güçlü ve buyurgan değildi. Etkinlik müdürü hemen öne çıktı. “Hayır, Nermin Hanım. Bu malikânenin ve organizasyon şirketinin gerçek sahibi Elif Hanım’dır.” Bahçede derin bir sessizlik oluştu. Nermin’in yüzündeki renk tamamen çekildi. Birkaç dakika önce küçümsediği kadının karşısında şimdi herkes saygıyla duruyor, yöneticiler Elif’ten gelecek talimatı bekliyordu. Emir annesinin eline daha sıkı sarıldı. Elif diz çökerek oğlunun gözyaşlarını sildi. “Korkma yavrum. Artık kimse seni burada üzmeyecek,” diye fısıldadı. Sonra ayağa kalkıp Nermin’e döndü. “Beni aşağılamanız önemli değildi. Ama oğlumu ağlatırken bile durmadınız. İşte bunu asla unutmayacağım,” dedi sakinlikle. Nermin gururunu kurtarmaya çalışarak, “Ben senin kim olduğunu bilmiyordum,” diye mırıldandı. Elif başını hafifçe salladı. “İnsanların değeri unvanları öğrenilince değişmez.” Bu söz davetliler arasında yankılandı. Az önce sessizce izleyen bazı konuklar başlarını utançla eğdi. Çünkü çoğu, Nermin’in Elif’i küçük düşürmesine göz yummuştu. Elif etkinlik müdürüne dönerek, “Kapıları açabilirsiniz. Kimse zorla burada tutulmayacak,” dedi. Ardından çalışanlara bakıp gecenin kalanında herkesin ücretlerinin eksiksiz ödenmesini emretti. Nermin şaşkınlıkla, “Beni gerçekten kendi davetimden mi çıkarıyorsun?” diye sordu. Elif soğukkanlılıkla cevap verdi: “Hayır. Size sadece başkalarına yaşattığınız duyguyu hatırlatıyorum.” Tam o sırada şirketin hukuk danışmanı bahçeye geldi ve Elif’e bir dosya uzattı. Nermin, belgelerin üzerinde kendi imzasını görünce ne olduğunu hemen anladı. Belgeler, Nermin’in aylardır şirket kaynaklarını kişisel davetleri için kullandığını gösteriyordu. Elif gerçeği önceden öğrenmiş, fakat aile içinde büyük bir skandal çıkmaması için susmuştu. “Elif, lütfen,” dedi Nermin, ilk kez gerçekten korkmuş görünerek. “Bunu herkesin önünde yapma.” Elif’in bakışları sertleşti. “Ben de sizden aynı şeyi istemiştim.” Konukların arasından hafif uğultular yükseldi. Nermin başını eğdi. Birkaç dakika önce Elif’in yalvarışına gülen kadın, şimdi aynı insanların bakışlarından kaçacak yer arıyordu. Elif belgeleri kapattı. “Sizi küçük düşürmeyeceğim. Ama bugünden itibaren şirket hesaplarına, çalışanlara ve bu malikâneye müdahale etme yetkiniz tamamen kaldırıldı,” dedi. Nermin’in gözleri doldu. “Beni aileden de mi çıkaracaksın?” Elif kısa süre sustu. “Hayır. Ama aile olmak, birini ezme hakkını size hiçbir zaman vermedi.” Bu cevap Nermin’i daha da sarstı. Yavaşça Emir’e baktı. Küçük çocuk hâlâ annesinin arkasında duruyordu ve onunla göz göze gelmekten çekiniyordu. Nermin titreyen sesiyle, “Emir… seni korkuttuğum için üzgünüm,” dedi. Çocuk cevap vermedi. Elif onun omzuna dokundu ve özrün kabul edilip edilmemesinin Emir’e ait olduğunu söyledi. Nermin hiçbir şey söylemeden kapıya doğru yürüdü. Bu kez kimse yolunu açmak için telaşlanmadı. Gücünü korkudan alan kadın, sessizlik içinde malikâneden ayrıldı. Elif oğlunu kucağına aldı. Emir sonunda küçük bir gülümsemeyle annesine sarıldı. Boğaz’ın ışıkları arkalarında parıldarken Elif, gerçek gücün insanları ezmek değil korumak olduğunu anlamıştı.