Logo

021tnk-Hizmetçiyi Herkesin Önünde Tokatladı… Küçük Kızın Söylediği Tek Cümle Salonu Buz Kesti!

Article image

Kristal bardağın mermer zeminde parçalanmasının ardından balo salonuna öyle ağır bir sessizlik çöktü ki Boğaz’dan gelen gemi düdükleri bile içeride duyuluyormuş gibi geldi. Murat’ın bakışları önce Elif’e, sonra Zeynep’in gözyaşlarına, en sonunda da taş kesilmiş halde duran Nermin’e kaydı. “Elif… az önce ne söyledin?” diye fısıldadı. Küçük kız Zeynep’in elini daha da sıkı tuttu. “O benim gerçek annem, baba. Bana hep uzaktan baktı. Ben düştüğümde beni o kaldırdı, korktuğumda beni o sakladı.” Zeynep hıçkırıklarını bastırmaya çalışarak, “Elif, lütfen… artık seni üzmelerine izin vermeyeceğim,” dedi. Nermin birden öne atıldı. “Murat, sekiz yaşındaki bir çocuğun söylediklerine inanacak değilsin!” Murat ona dönmedi bile. Sesi alçak ama ürkütücüydü. “O zaman sen anlat, Nermin. Neden korkuyorsun?”

Nermin dudaklarını ıslattı, sonra davetlilere bakarak gururunu toplamaya çalıştı. “Bu hizmetçi kız çocuğun aklını karıştırmış. Para istiyor, başka ne olabilir?” dedi. Zeynep başını kaldırdı. Yıllardır ilk kez korkusunun önüne öfkesi geçmişti. “Para mı?” diye sordu titreyen bir sesle. “Sekiz yıl boyunca kızımı uzaktan seyretmem için bana para teklif eden sendin.” Salondan uğultular yükseldi. Murat’ın yüzündeki renk çekildi. “Sekiz yıl mı?” Zeynep yavaşça başını salladı. “Bana onun öldüğünü söylediler. Sonra yıllar sonra bu evde onu gördüm. Yaşıyordu. Sadece bana ait olduğunu bilmiyordu.” Nermin öfkeyle bağırdı: “Yalan söylüyor!” Elif aniden araya girdi. “Hayır! Anneannemin odasında fotoğrafı gördüm. Annem beni kucağında tutuyordu. Fotoğrafın arkasında benim doğduğum tarih yazıyordu.”

Murat birkaç adım Nermin’e yaklaştı. Davetliler istemsizce geri çekildi. “Hangi fotoğraf?” diye sordu. Nermin cevap vermeyince Elif ağlayarak, “Kırmızı kutunun içindeydi. Nermin Hanım beni görünce elimden aldı ve yırttı,” dedi. Murat’ın çenesi kasıldı. “Nermin… sen bana Elif’in annesinin doğumdan sonra öldüğünü söylemiştin.” Nermin’in gözleri kaçtı. “Seni korumaya çalışıyordum.” Murat ilk kez sesini yükseltti. “Beni kimden koruyordun? Kendi kızımın annesinden mi?” Zeynep gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. “Ben Murat Bey’in kim olduğunu bile bilmiyordum. Doğumdan sonra bebeğimi benden aldılar. Hastanede bana ölüm belgesi gösterdiler.” Murat bir anda Zeynep’e döndü. “Hangi hastane?” Zeynep adı söylediğinde Murat’ın yüzü dehşetle gerildi. “O hastanenin sahibi… Nermin’in ailesiydi.”

Nermin geriye doğru sendeledi. “Her şeyi yanlış anlıyorsunuz,” diyerek savunmaya geçti. Murat acı bir kahkaha attı. “Yanlış mı? Yıllardır evimde çalışan bir kadın, kendi kızının her sabah kahvaltısını hazırlamış. Ben ise ona yabancıymış gibi davranmışım.” Zeynep’in gözlerinden yaşlar aktı. “Ben Elif’e yaklaşmaya korkuyordum. Bana, gerçeği söylersem onu bir daha asla göremeyeceğimi söylediler.” Murat yavaşça Nermin’e döndü. “Kim söyledi?” Nermin’in sessizliği cevaptan daha ağırdı. Elif küçük sesiyle, “Baba… o söyledi,” dedi ve Nermin’i işaret etti. Salondaki herkes nefesini tuttu. Nermin panikle, “Ben sadece ailemizi korudum!” diye bağırdı. Murat’ın bakışları buz kesti. “Bir aileyi korumak için bir anneden çocuğunu çalmak mı gerekir?”

Zeynep Elif’i arkasına alarak Nermin’e baktı. “Benden yıllarımı aldın. Kızımın ilk kelimesini, ilk okul gününü, hastalandığında başında beklemeyi… hepsini.” Nermin dişlerini sıkarak, “Sen bu aileye uygun değildin!” dedi. Zeynep’in yüzündeki acı yerini sakin bir kararlılığa bıraktı. “Ben fakirdim diye anne olmaya layık değil miydim?” Elif ağlayarak, “Ben annemi istiyorum!” diye haykırdı ve Zeynep’e sarıldı. Murat gözlerini kapattı. O anda yıllardır inandığı bütün gerçekler parçalanıyordu. Sonra cebinden telefonunu çıkardı. “Avukatımı arayın. Ayrıca o hastanenin sekiz yıl önceki bütün doğum kayıtlarını istiyorum.” Nermin’in dizleri titremeye başladı. “Murat, bunu yaparsan ailemizi mahvedersin.” Murat soğukça cevap verdi: “Bu aileyi mahveden ben değilim, Nermin. Sen gerçeği gömdüğün gün mahvettin.”

Bir süre sonra Murat Zeynep’in karşısına geçti. İlk kez ona bir çalışan gibi değil, hayatının en büyük gerçeğinin ortasında duran bir kadın gibi baktı. “Bana neden daha önce söylemedin?” diye sordu. Zeynep ağlayarak, “Çünkü size yaklaşmaya her çalıştığımda işimi kaybetmekle değil, Elif’i kaybetmekle tehdit edildim,” dedi. Murat gözlerini Nermin’e çevirdi. “Bu doğru mu?” Nermin cevap vermedi. Murat’ın sesi çatladı. “Ben sekiz yıl boyunca kızımın annesinin öldüğüne inanıp mezarı başında ağladım!” Zeynep şaşkınlıkla ona baktı. “Mezar mı?” Murat dondu. Zeynep’in yüzü bembeyaz oldu. “Benim için mezar yaptınız mı?” Nermin’in gözlerinde korkunç bir gerçek parladı. Murat bunu fark etti. “Nermin… o mezarda kim var?” Salondaki herkes bir anda sustu.

Nermin’in dudakları titredi. Kaçacak yer arar gibi etrafına baktı ama bütün gözler onun üzerindeydi. Murat telefonunu kapattı ve ağır ağır yaklaştı. “Son kez soruyorum. Elif’in doğduğu gece ne yaptın?” Nermin’in gözlerinden ilk kez gerçek korku geçti. “Ben… yalnız değildim,” dedi. Zeynep’in nefesi kesildi. “Kim vardı yanında?” Nermin cevap vermek üzereyken salonun büyük kapıları açıldı. İçeri yaşlı, şık giyimli bir adam girdi. Zeynep onu görür görmez yüzündeki bütün kan çekildi. Adamın bakışları önce Zeynep’e, sonra Elif’e, ardından Nermin’e kaydı. “Demek sonunda öğrendiler,” dedi. Murat şaşkınlıkla, “Sen kimsin?” diye sordu. Adam cebinden eski bir hastane bilekliği çıkarıp masaya bıraktı. “Elif’in doğduğu gece oradaydım.” Zeynep fısıldadı: “Hayır… bu mümkün değil.” Adam gözlerini Nermin’den ayırmadan konuştu: “Ve mezarda kimin yattığını bilen tek kişi benim.” Nermin’in yüzü dehşetle çöktü. Elif annesine sarılırken Murat bir adım öne çıktı. “Konuş.” Yaşlı adam derin bir nefes aldı. “O gece Nermin sadece bir bebeği çalmadı… başka bir çocuğun hayatını da—”

Comments (0)

Loading comments...

050tnk-“Buranın Sahibi Seni Asla Görmez” Dedi… Sonra Kapılar Açıldı
Murat Bey, Elif’i kollarında tutarken salondaki sessizlik ağırlaştı. Selin geri çekildi, fakat Murat’ın bakışları onu yerinde dondurdu. “Kimse buradan ayrılmayacak,” dedi sertçe. Elif titreyen elleriyle babasının ceketine tutundu. “Baba, beni dinlemediler. Sana ulaşmaya çalıştım.” Murat başını eğip, “Artık yanındayım kızım,” diye fısıldadı. İki koruma yerdeki telefonu ve ipi aldı. Murat, Selin’e döndü. “Kızımı burada neden bağladın?” Selin’in dudakları titredi, fakat verecek hiçbir inandırıcı cevabı yoktu. Selin sonunda, “Onun kim olduğunu bilmiyordum,” dedi. Murat’ın yüzü daha da sertleşti. “Kim olduğunu bilseydin insan gibi davranacaktın, öyle mi?” diye karşılık verdi. Konukların arasından huzursuz fısıltılar yükseldi. Elif gözyaşlarını silerek, “Beni küçümsedi, süründürdü ve yalancı olduğumu söyledi,” dedi. Murat’ın öfkesi artık gizlenemiyordu. Murat, salon yöneticisine işaret etti. “Güvenlik kayıtlarını hemen açın.” Dev ekranda Selin’in telefonu fırlattığı, ipi çektiği ve Elif’e tokat attığı anlar göründü. Selin görüntüler karşısında soldu. Birkaç davetli başını çevirirken Murat, “Şimdi herkes ne olduğunu gördü,” dedi. “Paranın sana insanlara işkence etme hakkı verdiğini düşündün.” Selin’in annesi telaşla öne çıktı. “Murat Bey, kızım hata yaptı.” Murat ona baktı. “Hata, yanlış isim söylemektir. Bu yapılan ise bilinçli bir aşağılamaydı.” Elif yavaşça ayağa kalktı. Babasının elini bırakmadan Selin’e baktı. “Ben senden intikam istemiyorum,” dedi. “Sadece bir daha güçsüz gördüğün hiç kimseye bunu yapma.” Bu sözler Selin’i daha da sarstı. İlk kez Elif’in gözlerine doğrudan bakamadı. “Özür dilerim,” dedi kısık sesle. Elif ise sessizce babasına döndü. Murat, “Özür başlangıçtır, sonuç değil,” dedi. Ardından görevlilere Selin’in o geceki tüm organizasyon yetkilerini kaldırmalarını ve yaşananların resmi kayıtlara geçirilmesini emretti. Selin şaşkınlıkla, “Beni herkesin içinde rezil mi edeceksiniz?” diye sordu. Murat sakin kaldı. “Seni rezil eden ben değilim. Kendi davranışların bunu zaten yaptı.” Salondaki bazı konuklar Elif’in yanına gelip özür diledi. Daha önce sessiz kaldıkları için utandıklarını söylediler. Elif, “Sessizlik bazen yapılan kötülüğe izin verir,” diye cevapladı. Murat kızının yüzündeki küçük izi görünce gözleri doldu. “Seni koruyamadığım için üzgünüm.” Elif başını salladı. “Geldin baba. Benim için önemli olan bu.” Bir görevli kırılmış telefonu Elif’e uzattı. Murat telefonu aldı ve, “Bunu hatırlaman için saklamayacağız,” dedi. “Bugünden sonra seni susturmaya çalışan hiç kimse yalnız kalmayacak.” Selin kapıya doğru yürümek istedi, fakat Murat son kez seslendi. “Dur.” Selin döndü. Murat, “Önce Elif’in iplerini sen çözeceksin,” dedi bütün salonun önünde. Selin titreyerek yaklaştı, ipleri çözdü ve yere bıraktı. Elif bileklerini ovuştururken Selin başını eğdi. “Sana yaptıklarım için utanıyorum,” dedi, sesi neredeyse duyulmuyordu. Elif sakince cevap verdi: “Bugün utanman yetmez. Yarın değişmen gerekir.” Bu sözlerden sonra Selin’in gözlerinden yaşlar aktı ve ilk kez kimse onu savunmaya çalışmadı. Murat kızının omzuna ceketini örttü, ardından onu salonun başköşesindeki masaya götürdü. “Bu gece burada kim olduğun için değil, insan olduğun için saygı göreceksin.” Elif babasının elini tuttu. Boğaz’ın ışıkları camlarda parıldarken Murat, “Ailemde kimse bir daha aşağılanmayacak,” dedi. Elif gülümsedi; Selin sessizce başını eğdi.