017tnk-Kayınpederi Ona Tokat Attı, Kocası Sessiz Kaldı… Derya’nın Son Hamlesi Herkesi Şoke Etti!

Koridordan yaklaşan ayak sesleri gittikçe yükselirken Halil’in yüzündeki öfke bir anlığına dondu. Kerem sandalyesinden kalktı, Derya ise devrilmiş masanın yanında dimdik durmaya devam etti. Kapı açıldığında içeri önce Halil’in eşi Nevin, ardından ailenin iki yetişkin kızı, evin uzun yıllardır yanında çalışan avukatı ve birkaç yakın akraba girdi. Halil şaşkınlıkla, “Burada ne işiniz var?” diye çıkıştı. Nevin yere saçılmış yemeklere, kırık tabaklara ve Derya’nın kızarmış yanağına baktı. Gözleri Halil’e çevrildi. “Yıllardır sustum, Halil. Ama bugün sesini sadece Derya’ya değil, hepimize yükselttin.” Halil alaycı bir kahkaha attı. “Ben bu aileyi ayakta tuttum!” Derya ilk kez sakince cevap verdi: “Hayır. Sen bu aileyi korkuyla diz çöktürdün. Ayakta duran hiç kimse bırakmadın.”
Kerem babasının karşısına geçmek yerine yine sessiz kalınca Nevin ona döndü. “Sen de hâlâ susacak mısın?” Kerem’in yüzü gerildi. “Anne, meseleye karışma.” Bu söz Derya’nın içinde kalan son umudu da söndürdü. Yavaşça evlilik yüzüğünü parmağından çıkardı ve Kerem’in önündeki yere bıraktı. Metal yüzüğün taş zemine çarpan küçük sesi odadaki herkesi susturdu. Kerem şaşkınlıkla, “Derya, ne yapıyorsun?” dedi. Derya gözyaşlarını silmeden ona baktı. “Sen seçimini masada yaptın, Kerem. Baban bana vururken yemeğine devam ettiğin anda evliliğimiz bitti.” Kerem bir adım yaklaşarak, “Bir hata yaptım, büyütme,” dedi. Derya’nın sesi yükseldi. “Bana vurulması senin için ‘bir hata’ysa, benim gitmem de senin için küçük bir ayrıntı olsun.”
Halil öfkeyle bastonunu yere vurdu ve avukata döndü. “Bunların hepsini evimden çıkar!” Avukat kıpırdamadı. Halil’in kaşları çatıldı. “Sana söyledim, çıkar onları!” Avukat ağır bir nefes aldı. “Bunu yapamam, Halil Bey.” Halil öfkeyle, “Nedenmiş o?” diye sordu. Avukat çantasından bir dosya çıkarıp masadan geriye kalan boş alana koydu. “Çünkü bu villa artık yalnızca sizin değil.” Kerem irkildi. Nevin gözlerini kapattı. Derya şaşkınlıkla dosyaya baktı. Avukat devam etti: “Şirket hisselerinin ve aile mülklerinin önemli bir bölümü yıllar önce Nevin Hanım adına geçirilmiş. Bugün itibarıyla kendisi ortaklık haklarını kullanmaya karar verdi.” Halil’in yüzü bembeyaz oldu. “Nevin… Sen bunu bana nasıl yaparsın?” Nevin gözlerinin içine baktı. “Sen bana yıllarca ‘Bu evde benim sözüm geçer’ dedin. Şimdi ilk kez benim sözümü dinleyeceksin.”
Halil öfkeyle Nevin’e doğru yöneldi ama bu kez herkes aynı anda onun karşısında durdu. Nevin’in kızlarından biri, “Babacığım, yeter,” dedi. Diğeri gözyaşlarıyla ekledi: “Biz çocukken anneme bağırdığında sustuk. Kerem’in eşine yaptıklarında sustuk. Derya’ya vurduğun an artık susacak yer kalmadı.” Halil başını Kerem’e çevirdi. “Oğlum! Sen de mi benim karşıma geçeceksin?” Kerem dudaklarını araladı ama cevap veremedi. Derya acı bir tebessümle, “Bakın ona. Hâlâ hangi tarafın daha güçlü olduğunu hesaplıyor,” dedi. Kerem sertçe, “Bu kadar kolay değil!” diye karşılık verdi. Derya başını salladı. “Evet, kolay değil. Çünkü hayatın boyunca doğru olanı değil, seni koruyacak olanı seçtin.” Halil oğlunun kolundan tutarak, “Sen benim oğlumsun!” dedi. Kerem bu kez elini babasının kolundan çekti ama yine Derya’ya gidemedi. Derya fısıldadı: “İşte bu yüzden artık benim kocam değilsin.”
Nevin, Derya’nın yanına gidip onun elini tuttu. “Bu evde sana yapılanları gördüğüm halde daha önce konuşmadığım için beni affet,” dedi. Derya’nın gözleri doldu. “Sizden özür istemiyorum. Sadece bundan sonra başka bir kadına aynısının yapılmasına izin vermeyin.” Nevin başını salladı. “Vermeyeceğim.” Halil hiddetle, “Hepiniz bana sırt çevirdiniz!” diye bağırdı. Derya ona döndü. “Hayır Halil Bey. İnsanlar size sırt çevirmedi. İlk kez karşınızda doğruldular.” Halil ellerini yumruk yaptı. “Bu evden çıkarsan bir daha geri dönemezsin!” Derya devrilmiş masaya, yere saçılmış pilava ve kırılmış tabaklara baktı. Ardından sakin bir sesle, “Ben yıllardır bu evden çıkmaya korkuyordum. Şimdi anlıyorum ki korkmam gereken şey dışarısı değilmiş. İçerisiymiş,” dedi.
Kerem sonunda Derya’nın peşinden birkaç adım attı. “Derya, bekle. Her şeyi düzeltebiliriz.” Derya kapının önünde durdu ama dönmedi. Kerem’in sesi kırıldı. “Ben seni seviyorum.” Bunun üzerine Derya yavaşça arkasını döndü. “Sevgi mi?” dedi. “Sevdiğin kadına vurulduğunda çatalını masaya bırakmıyorsan, sevgin sadece ağzından çıkan bir kelimedir.” Kerem’in gözleri doldu. “Babamdan korkuyordum.” Derya başını salladı. “Ben de korkuyordum. Aramızdaki fark şu: Ben bugün korkuma rağmen ayağa kalktım.” Kerem çaresizce, “Bana bir şans daha ver,” dedi. Derya’nın cevabı netti. “Şans sana defalarca geldi, Kerem. Her seferinde babanın yanındaki sandalyeyi seçtin. Bu kez ben kendimi seçiyorum.” Ardından yüzüğüne son kez baktı ve kapıdan dışarı çıktı.
Aylar sonra aynı villanın yemek salonu tamamen değişmişti. Büyük masa yenilenmişti ama Halil artık masanın başında oturmuyordu. Nevin aile şirketinin yönetiminde aktif rol almış, Halil ise öfkesinin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalmıştı. Kerem, boşanma evraklarını imzalarken Derya’ya son kez, “Gerçekten hiç geri dönmeyecek misin?” diye sordu. Derya kalemi masaya bırakıp sakin bir gülümsemeyle, “Ben geri dönmüyorum, Kerem. İlk kez ileri gidiyorum,” dedi. Kapının dışında onu yeni işi, kendi evi ve kendine ait bir hayat bekliyordu. Nevin vedalaşırken Derya’ya sarıldı. “O gün masayı devirdiğinde herkes bir yemek masasının yıkıldığını sandı,” dedi. Derya gözleri dolarak gülümsedi. “Hayır. O gün korkunun kurduğu masa yıkıldı.” Sonra başını kaldırıp güneşli İstanbul sabahına baktı. Arkasından Halil’in sessizliği, Kerem’in pişmanlığı ve yıllarca bastırılmış bir ailenin çözülüşü kalmıştı. Derya kapıdan çıkarken kendi kendine fısıldadı: “Bir insanın hayatı, başkasına boyun eğmeyi bıraktığı gün yeniden başlar.” Ve bu kez arkasına hiç bakmadı.
Comments (0)
Loading comments...


















