010TNK-Düğünde Kadehi Elinden Uçurdu… Telefonda Gördüğü Şey Damadı Şoke Etti!

Zeynep’in gözleri Selin’e çevrildiği anda salondaki sessizlik neredeyse boğucu bir hâl aldı. Emir, elindeki telefondaki görüntüyü bir kez daha izledi; kadehe uzanan elin yüzü görünmüyordu ama bilekteki pırlanta işlemeli bileklik dikkatinden kaçmadı. Başını kaldırıp Selin’in koluna baktığında aynı bilekliğin onun bileğinde parladığını gördü. Selin refleksle elini duvağının arkasına sakladı. Emir’in sesi buz gibi çıktı: “Selin… bana bak.” Selin dudaklarını araladı ama sesi titriyordu. “Emir, düşündüğün gibi değil.” Zeynep ayağa kalktı, yanağı hâlâ kıpkırmızıydı. “O zaman neden korkuyorsun?” diye sordu. Konuklar fısıldaşmaya başladı. Emir telefonu avucunda sıktı ve Selin’e doğru bir adım attı. “Bu gece bana gerçeği anlatacaksın. Hem de herkesin önünde.”
Selin bir anda öfkesini geri kazanmaya çalıştı. “Bir hizmetçinin sözüne inanıp beni mi suçluyorsun?” diye bağırdı. Sonra Zeynep’i işaret ederek, “Bu kız düğünümüzü mahvetmek için geldi!” dedi. Ancak Zeynep geri çekilmedi. Cebinden ikinci bir telefon çıkardı ve titreyen parmaklarla başka bir kayıt açtı. Görüntüde düğünden birkaç saat önce Selin, otelin arka koridorunda bir adamla tartışıyordu. Ses net değildi ama Selin’in şu cümlesi duyuluyordu: “Bu gece her şey bitecek.” Emir’in yüzü taş kesildi. “Neyin bitecekti, Selin?” Selin susunca Zeynep gözyaşları içinde, “Ben bunu tesadüfen görmedim. Günlerdir bir şeylerin ters gittiğini biliyordum,” dedi. Selin çığlık attı: “Yalan söylüyor!” Fakat bu kez salondaki hiç kimse ona inanıyor gibi görünmüyordu.
Emir, garsonlara ve güvenliğe dönerek sertçe, “Kapıları kapatın. Kimse salondan çıkmayacak,” dedi. Selin’in yüzündeki renk tamamen kayboldu. “Bunu bana yapamazsın!” diye haykırdı. Emir ona bakmadan cevap verdi: “Eğer o kadehi benim için hazırlayan kişi sensen, sana bundan çok daha fazlasını yapacağım.” Tam o sırada yaşlı bir davetli kalabalığın arasından çıktı. Emir’in aile doktoruydu. Masadaki kırık kadehin yanında kalan birkaç damlayı dikkatle incelemişti. “Emir Bey,” dedi ciddi bir sesle, “bu içeceğin normal olmadığından şüphelenmek için yeterli sebep var. Kimse dokunmasın.” Selin birden kaçmaya yeltendi ama güvenlik görevlileri önünü kesti. Emir sonunda ona döndü. “Nereye gidiyorsun?” Selin’in sesi çatladı. “Ben… sadece hava almak istedim.” Emir acı bir gülümsemeyle, “Gerçekten mi? Yoksa yakalanmadan önce kaçmak mı istedin?” dedi.
Zeynep o ana kadar sakladığı en ağır gerçeği söylemeye karar verdi. Emir’e dönerek, “Videoda gördüğünüz kişi yalnız değildi,” dedi. Selin hemen bağırdı: “Sus!” Zeynep gözlerini ondan ayırmadan devam etti: “Bir adam ona yardım ediyordu.” Emir’in kaşları çatıldı. “Kim?” Zeynep telefonu yeniden kaldırdı ve kayıt görüntüsünü birkaç saniye ileri sardı. Koridorun sonunda görünen adam Emir’in şirketindeki en güvendiği ortağı Kerem’di. Salondan büyük bir uğultu yükseldi. Emir şaşkınlıkla, “Kerem mi?” dedi. Selin gözlerini kapattı. Zeynep başını salladı. “Onların konuşmasını duydum. Evlilikten sonra şirket hisselerinin kontrolünü ele geçirmek istiyorlardı.” Emir’in sesi öfkeyle yükseldi: “Selin, söyle bana… beni gerçekten öldürmeye mi çalıştınız?” Selin ağlamaya başladı. “Hayır! Ben böyle olmasını istemedim!” Emir bir adım daha yaklaştı. “Ama planın içinde olduğunu inkâr etmiyorsun.”
Selin’in dizlerinin bağı çözüldü ve mermer zemine çöktü. “Kerem bana her şeyi kaybedeceğimi söyledi,” diye hıçkırdı. “Babamın borçları vardı. Ailem iflas edecekti.” Emir gözlerindeki ihaneti gizleyemedi. “Bu yüzden benim hayatımı mı feda ettin?” Selin başını iki yana salladı. “Sadece seni hasta edeceğini söyledi. Birkaç günlüğüne… sonra belgeleri imzalatacaktık.” Zeynep öfkeyle araya girdi: “Yalan! Koridorda ‘Bir daha uyanmazsa sorun kalmaz’ dediğini duydum.” Selin dondu. Emir’in yüzündeki son sevgi kırıntısı da kayboldu. “Demek düğünümüz, benim cenazeme dönüşecekti,” dedi. Selin ona uzanmaya çalıştı. “Emir, ne olur…” Emir elini geri çekti. “Bana dokunma. Az önce karım olduğunu sanıyordum. Şimdi karşımda kimi gördüğümü bile bilmiyorum.”
Tam o sırada güvenlik görevlilerinden biri hızla salona girdi. “Emir Bey, Kerem arka çıkıştan kaçmaya çalışırken yakalandı,” dedi. Birkaç saniye sonra Kerem içeri getirildi. Selin onu görünce gözlerini kaçırdı. Emir telefonu Kerem’in önüne kaldırdı. “Bunu açıklayacak mısın?” Kerem alaycı bir şekilde gülümsedi. “Bir hizmetçinin videosuyla beni suçlayamazsın.” Zeynep sakince, “Sadece video değil,” dedi ve cebinden küçük bir ses kayıt cihazı çıkardı. “Konuşmanızın tamamı burada.” Kerem’in yüzündeki gülümseme silindi. Selin dehşetle, “Sen bizi kaydettin mi?” diye sordu. Zeynep’in gözlerinden yaşlar süzülürken sesi ilk kez tamamen kararlıydı. “Evet. Çünkü Emir Bey’in başına bir şey gelirse vicdanımla yaşayamazdım.” Emir uzun süre Zeynep’e baktı. “Bu gece hayatımı kurtardın,” dedi. “Bunu asla unutmayacağım.”
Polis sirenlerinin sesi Boğaz’ın kıyısındaki salonun dışından duyulmaya başladığında düğünün görkemi tamamen çökmüştü. Selin ve Kerem götürülürken konuklar sessizce yollarından çekildi. Selin son kez Emir’e dönüp, “Beni bir gün affedebilir misin?” diye ağladı. Emir’in cevabı netti: “Affetmek başka şey, sana yeniden güvenmek başka. Bugün ikisini de hak etmedin.” Ardından Zeynep’e yürüdü. Zeynep başını eğerek, “Ben sadece görevimi yaptım,” dedi. Emir başını salladı. “Hayır. Herkes susarken sen hayatını riske attın.” Sonra yüzlerce davetlinin önünde mikrofonu eline aldı ve, “Bu gece bir düğün olmadı,” dedi. “Ama hayatımın en büyük gerçeğini öğrendim: İnsanların değerini kıyafetleri değil, cesaretleri belirler.” Zeynep’in gözleri doldu. Emir ona dönüp, “Bana ikinci bir hayat verdin,” dedi. Boğaz’ın ışıkları camların ardından parıldarken, parçalanmış kadehin yanındaki kırmızı şarap lekesi sessizce kaldı; bir ihanet sona ermiş, ama Emir için çok daha gerçek bir hayatın kapısı ilk kez açılmıştı.
Comments (0)
Loading comments...


















